Sayfalar

18 Aralık 2014 Perşembe

Tersyüz, Amy Harmon [Kitap Yorumu]



Tersyüz; solmayan ve aşınmayan asıl güzelliği keşfetmenin romanıydı. Bu keşif her zaman sıkıntılı bir süreci kapsar. Karakterlerimiz de bu zaman sürecinde bir çok acıya katlandı.

Tersyüz; umudun kitabıydı; acının, güzelliğin, masumluğun ve asıl önemli olan her şeyin kitabıydı.

Tersyüz, ikinci bir şansın var oluşunu en iyi şekilde anlatan, gerçek aşk ve gerçek dostluğun yer aldığı bir romandı. Sıcacıktı, içtendi...

Ben büyülendim.

Bu kitabı gözümde yaşlarla, dudaklarımda ise ufak bir tebessümle bitirdim. Yazarın kalemin de ki doğallığı sevdim. Karakterlerin hissettiklerini biz okuyucuya çok çok iyi yansıtmış ve çok duygusal, anlamlı cümleler kurmuş. Ben sadece kitabın başlarında, yazarın kalemine alışırken bir nokta da takıldım: Kitap bir Fern'in bir de Ambrose'un ağzından. Ara sıra da geçmişe dönüşler vardı. O geçişler de ilk başlarda sıkıntıya düştüm. Fakat okudukça hem yazarın dilini kavradım hem de karakterlerle kaynaştım. :)):)):))

...

Hikayemiz ufak bir kasabada geçiyor. Ambrose okulun en yakışıklı çocuğu, kasabanın ise yıldız güreşçisi. Fern ise gözünde gözlük, kısacık saçları, dişlerinde diş telleri ile cılız bir şey. Eh söylememe bile gerek yok ama; Fern'in saplantılı bir şekilde Ambrose'ya aşık olduğunu o kabul etmişken biz reddetsek olmazdı. :)):)) Fern'in dış güzelliği yoksa da iç güzelliği bolca. Üstelik zeki ve aşk romanları okumayı seviyor. Hatta aşk romanları yazıyor! Erkek karakterlerin hayalini her kadın okuyucu gibi o da kuruyor; Ambrose olarak. :)):)):))

Bir de Bailey'imiz var. Fern'in kuzeni, en yakın arkadaşı. Fakat kaslarını güçsüzleştiren bir hastalığı var ve ölümün Bailey'e yakın olduğu bilenen bir gerçek. Bailey öyle güzel bir insan ki! O ikilinin dostluğu şu hayatta bir çok şeye bedel...

Bir geçmiş bir günümüzü okurken tarih 11 Eylül 2001; İkiz Kuleler'in yıkıldığı günü gösterir. Amerika'da bir çok şey kökünden değişir. Ordu, Ambrose ve arkadaşları gibi başarılı güreşçileri savaşa davet eder. Ambrose kabul eder, arkadaşlarını da ikna eden o olur. Kendilerini Irak'ta bulmaları uzun sürmez.

Savaşa giden bir insan ölü olarak dönüyorsa şanslıdır. Ambrose'nin arkadaşları şanslıydı. Fakat o yüzünün yarısını kaybetmiş bir şekilde kasabaya geri döner. Bir gözü kör, bir kulağı da sağırdır artık. Fakat bir şeyleri kaybetmeden asıl önemli olanı, güzel olanı da görmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Fern'i ise kaybettiklerinden sonra kazanıyor.

Modern bir Güzel Çirkin masalı...

Soluksuz okuyacaksınız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...